Film
Spartacus: Blood and Sand
Dizi tarihsel bir karakter olan Trakyalı asker Spartacus'ün köle olmasını ve bir gladyatöre dönüşümünü anlatmaktadır. Dizinin kaynağı Howard Fast'ın aynı isimde yazdığı kitaptır. Hikâye Milattan Önce 73-71 yıllarında Roma Cumhuriyeti'nde geçmektedir.
Trakyalı bir asker olan Spartacus sürekli baskısı altında kaldıkları Roma Cumhuriyeti ile birlikte Getaelar'a karşı savaşmak için Roma ordusuna katılır. İlk çarpışmadan sonra Spartacus doğuya doğru çekilen Getae ordusunu takip etmek yerine Karadeniz'e gitme emri veren Gaius Claudius Glaber'a karşı gelir ve köyüne gitmeye karar verir. Köyüne yaklaştığında Getaelar'ın orayı mahvettiğini görür ancak karısı kurtulmuştur. Geceyi bir mağarada karısıyla geçiren Spartacus'u sabah Roma ordusu bulur. Glaber, Spartacus'u köle olarak alır ve karısını da Suriyeli bir tüccara satar. Spartacus daha sonra Ludus'a (Batiatus'un gladyatör okulu) girer ve karısını bulmak için savaşmaya başlar.
Film
Once Upon a Time
Hepsi sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar.… Ya da herkesin bu cümleye inanması sağlandı. Şimdi 28 yaşında olan Emma Swan kendisine nasıl bakacağını biliyor çünkü bebekken terk edildiğinden beri o bunu zaten yapıyor ama onunda yıllar önce terk ettiği oğlu onu tekrar buluyor ve işte her şey burada değişmeye başlıyor...
Henry şimdi 10 yaşında ve Emma'nın yardımına muhtaç. Çünkü Henry aslında Emma'nın alternatif bir dünyadan geldiğine ve Pamuk Prenses ve yakışıklı Prens'in kızı olduğunu inanıyor...
Sahip olduğu masallar kitabına göre, onu Korkunç Cadı'nın lanetinden korumak için başka bir diyara göndermeleri gerekiyordu bu sayede cadı masallar ülkesinde kapana kısılmış, zamanda donmuş olacaktı ama tabi ki Emma bu hikâyenin bir kelimesine bile inanmamaktadır.
Emma bu küçük çocuğu alıp yaşadığı yer olan Storybrooke'a götürür fakat Henry'nin durumuna endişelendiğini için bir süre orda kalmaya karar verir. Orda geçirdiği zamanda Storybrooke'ta çok daha değişik şeyler döndüğünden şüphelenecektir. Orası sihrin unutulduğu ama gücünün de çok yakında hissedildiği, tüm masal karakterlerinin yaşadığı ama bir zamanlar kim olduklarını hatırlamadıkları bir yerdir.
Tüm dünyaların geleceğe dair verecekleri bu epik savaşta Emma'nın kaderini kabullenmesi ve çılgınlar gibi savaşması gerekmektedir...
Film
The Sopranos
New Jersey’de bir American-İtalyan mafya ailesi patronu Tony Soprano’nun meslek, suç, şiddet, aile, adalet ve dostluk kavramları arasındaki denge kurma mücadelesi.
The Sopranos HBO ve Chase Films tarafından hayata geçirilmiş, çekimleri New Jersey’de yapılmıştır. The Sopranos bir çok ödül kazanmasının yanında(21 Emmy Ödülü, 5 Altın Küre dahil), Amerikan dizi yazarlarının çoğu tarafından gelmiş geçmiş en iyi TV dizisi olarak gösterilmiştir. Dizi 6 sezon devam etmesi ve büyük beğeni toplaması ile Amerikan popüler kültüründe de önemli bir yer kazanmıştır. Dizideki pek çok sahne, diğer televizyon programlarına konu olmuş, Tony Soprano’nun yaşamı bu programlarda tartışılmış, dizi hakkında karakter analizi konulu kitaplar yazılmış, bir bilgisayar oyunu yapılmış ve başta dizi müziklerini içeren albümler olmak üzere pek çok ticari ürüne ilham vermiştir.
Film
The Walking Dead
Bir zombi kıyametinin sonrası...
Silahlı bir çatışmada vurulduktan sonra komaya giren şerif yardımcısı Rick Grimes, hastanede tek başına uyanıyor. Komadan uyandığında hastanenin ve yaşadığı kasabanın tamamen terk edilmiş olduğunu gören polis şefi Grimes'in dünyası bir daha eskisi gibi olmayacaktır.
Ailesinin bu korkunç saldırıdan kurtulan şanslı insanlar arasında olduğuna inanan Rick, onları bulmak için yola koyuluyor. Fakat ailesine ulaşmak için aç zombileri aşması, geçmişinden şeytanlarla savaşması ve insanlığını sorgulaması gerekiyor. Rick Grimes önderliğinde küçük bir grup insan, zombi ordularından uzakta kendilerine yeni bir ev aramak için Birleşik Devletler genelinde seyahat etmektedir ve gün geçtikçe hayatta kalma koşulları zorlaşır. Rick ve diğerleri bu korkunç yeni dünyada savaş verirken insanlıklarına sığınabilecekler mi?
Film
Lost
Oceanic Havayolları'nın 815 sefer sayılı uçağının gizemli bir adaya düşmesiyle adada mahsur kalan kazazedeler, hayatta kalma mücadelesi verir ve yabancılara karşı birlikte hareket ederler. Yaşamları, kutup ayıları, ormanın içinde dolaşan görünmeyen bir yaratık ile Diğerleri diye bilinen adanın kötü niyetli sakinleri gibi gizemli varlıklar tarafından tehdit altındadır.
Bu adada mahsur kalan kişiler arasında değişik karakterler mevcuttur; bir cerrah, bir iletişim subayı, bir rock yıldızı, bir kanun kaçağı, bir inşaat işçisi, bir dolandırıcı, bir milyoner ve daha birçok enteresan özelliğe sahip insan...Bu insanlar, daha adadaki ilk günlerinde adanın mistik güçlere sahip olduğunu farkederler. Uçak kazasında hayatta kalmayı başarmışlardır, ancak asıl hayatta kalma savaşı şimdi başlamaktadır. Adadakiler, hayatta kalmak için birlik olmanın gerekliliğini henüz çözemeden, bazı kişiler arasında kavgalar çıkmaya başlar. Ama sonradan başlarına gelen trajik olaylar, onları birlik olmaya iten bir sebep olur. Çok geçmeden, adada yalnız olmadıklarını anlarlar. Adaya 16 yıl önce gelmiş birilerinin bıraktığı imdat çağrısını duyarlar. Bütün bu trajik olaylara bir deyeraltına açılan gizemli bir kapı da eklenince, adadakiler için hayat iyice zorlaşır.
Film
Prison Break
Bir inşaat mühendisi olan Michael Scofield (Wentworth Miller) Başkan Yardımcısı'nın kardeşini öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılan ağabeyi Lincoln Burrows'u (Dominic Purcell) kurtarmak için tüm yasal yolların tükendiğini farkedince işi kendisi halletmeye karar verir ve kusursuz bir hapisten kaçış planı hazırlar.
Michael göstermelik bir banka soygunu düzenler ve cezaya çarptırılır. Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River Eyalet Hapishanesi'ne gönderilir. Michael, içeride beklenmedik durumlarla karşılaşır ve ağabeyini kaçırmak için girdiği hapishaneden 8 kişiyi daha kaçırmak zorunda kalır. Bu sırada planlarını hayata geçirmek için revir doktoru Sara Tancredi'yi (Sarah Wayne Callies) ve hapishane müdürü Henry Pope'u kullanır. Bu sırada da Sara'ya aşık olur. Michael'ın kaçış planında azılı gardiyan şefi Brad Bellick (Wade Williams) onun planını zora sokmaktadır.
Film
Supernatural
Dizi Dean Winchester ve Sam Winchester kardeşlerin babalarının kayıp olmasından sonra tekrar bir araya gelip Sam'in bıraktığı avcılığa geri dönmesiyle başlar.
İki kardeş hayatlarını babaları ile beraber, annelerinin küçükken bir varlığın yakarak öldürmesi sonucu insanları bu gibi varlıklardan korumaya adamışlardır. Fakat avcılık ile uğraşmak istemeyen ve normal bir yaşam sürmek isteyen Sam babası ile tartışarak evi terketmiştir. Yıllarca abisi ve babasından ayrı yaşayan Sam, üniversitede eğitim görmüş, Jessica isminde bir kız ile evlenme aşamasına gelmiştir. Üniversiteden mezun oldukları gece uzun zamandır görmediği abisi Dean, babasının bir kaç haftadır kayıp olduğunu ve yardımına ihtiyacı olduğunu söyler. Sam babasını bulmak için son bir kez abisinin yardımına gider. Babasını arayışları netice vermeyince Dean ona yeniden avcılığa dönmesi için teşvik eder fakat Sam kabul etmez. Aynı gece Sam eve dönünce, nişanlısı Jessica'nın annesi gibi tavana yapıştığını görür. Müdahale etmesine fırsat kalmadan Jessica'nın alevler içinde kalarak ölmesine tanık olur. Bunun üzerine Sam, hem insanları bu gibi yaratıklardan kurtarmak için hem de annesini ve nişanlısını öldüren yaratığı bulup yok etmek için yeniden avcılık yapmaya başlar.
Dizi kardeşlerin insanların gerçekte varolmadığını zannettiği bir çok tür yaratık, hayalet, şeytan vb. varlığın avcılığını yaptıkları ve bu macerala sırasında yaşadıklarını anlatır. Dizide, Dean ve Sam arasındaki özel ilişki ön plandadır. Dean, içki ve kadın düşkünüdür. Fakat, oldukça cesur ve gururludur. Kardeşi Sam'e ona olan bağlılığı etkilenmemizi sağlar. Dean eğlenceli, klasik rock hayranı ve hiç bir şeyden korkmayan biri gibi görünsede onunda korktuğu ama saklamayı tercih ettiği şeyleri vardır ve Sam bu yüzden çok zorlanır. Sam ise merhametli, zeki birisidir.
Film
How I Met Your Mother
Dizi, 2030 yılında, Ted Mosby'nin eşi ile nasıl tanıştığını çocuklarına anlatmasını konu alır. Bob Saget'in seslendirmesiyle asıl karakteri Ted "Size annenizle nasıl tanıştığımı anlatacağım." der ve dizi 2005 yılına döner.
2005'te 27 yaşındaki mimar Ted (Josh Radnor), arkadaş grubuyla kendisine küçük bir dünya yaratmış bir genç. Arkadaş grubu; en iyi arkadaşı, hukuk öğrencisi Marshall (Jason Segel), Marshall'ın dokuz yıldır birlikte olduğu anaokulu öğretmeni Lily (Alyson Hannigan) ve absürt bir kişiliğe sahip olan takım elbisesiz nefes almayan, hiperseksüel Barney Stinson (Neil Patrick Harris).
Günler akıp giderken, Marshall, tek aşkı Lily'e evlenme teklifi etmeye hazırlanıyor. Kahramanımız Ted bu noktada hayatını gözden geçirmeye karar veriyor. Romantik Ted bekâr kalmaktan hiç haz etmeyen biri olduğu için, gerçek aşkını aramaya koyuluyor. Derken Manhattan'daki Marshall, Lilly ve Ted'in birlikte yaşadığı evlerinin altındaki McLaren's Pub'da Robin Scherbatsky (Cobie Smulders) ile karşılaşıyor ve ilk bakışta evleneceği kadını bulduğunu düşünüyor. Acaba öyle mi?
Film
Breaking Bad
52 yaşında, lisede kimya öğretmeni olan Walter White (Bryan Cranston), maddi açıdan ailesinin gereksinimlerini karşılayabilmek için araba yıkamacısında ek iş yapmaktadır ancak bir süre sonra ileri derecede akciğer kanseri olduğunu ve çok kısa bir ömrünün kaldığını öğrenir.
Dizide Walter White ailesine para bırakabilmek için, uyuşturucu yaptığını bir rastlantı sonucu öğrendiği eski öğrencisi Jesse Pinkman (Aaron Paul) ile birlikte metamfetamin işine girer. Kimya konusunda çok başarılı işlere imza atmış öğretmen ile uyuşturucu piyasasını iyi bilen eski öğrencisi, yüksek kalitede ve saflıkta metamfetamin üreterek uyuşturucu ticaretine başlarlar. "Şimdiye dek, namusum ve şerefim ile dürüst bir insan olarak yaşadım, ancak kanserden başka bir sonuç elde edemedim." diye düşünen Walter White'ın bundan sonra ki geleceği, yaşanan olay örgüsüyle birlikte sadece kendisini ve ailesini değil, beraberinde tanıdığı/tanımadığı herkesin geleceğini değiştirecektir.
Film
Dexter
Dexter’la tanışın…Karanlık düşlerine şahit olun..
Gündüzleri adli tıp polisi, geceleri ise seri katil, üstelik ikisinde de çok başarılı. Bir katili bir başka katilden daha iyi kim anlayabilir!
Öldürme arzusu dışında insani duygulardan yoksun doğan Dexter, ahlaki değerleri olan bir seri katil: Sadece yasaların elinden kaçmayı başaran canileri öldürüyor.
Üç yaşında öksüz ve yetim kalan Dexter, bir polis tarafından evlat edinilmiş. Yeni babası, Dexter’ın karakterindeki karanlık tarafı çok geçmeden fark etmiş ve onun önü alınamayan şiddet arzusunu, insan öldürenleri öldürmeye kanalize etmesini sağlamış. Bunun sonucunda Dexter, hem seri cinayet işleyenleri hem de kanundan yakasını kurtaran diğer katilleri kendine hedef olarak seçmeye başlamış.
Dexter Morgan içindeki müthiş öldürme arzusuna karşın, günlük hayatta insanlarda hayli sakin, iyi huylu ve kendi halinde bir adam izlenimi bırakıyor. Sempatik görünümü sayesinde, kimse onun böyle bir “karanlık tarafı” olabileceğinden şüphelenmiyor: Sevgilisi Rita da, kız kardeşi Debra da, patronu da… Sadece mesai arkadaşı Doakes, onda bir tuhaflık olabileceği hissine kapılıyor.
Film
House M.D.
Doktor Gregory House, New Jersey'deki Princeton-Plainsboro Hastanesi'nde bulaşıcı hastalıklar ve nefroloji konusunda uzman ünlü bir doktordur. Başkanlık yaptığı Tıbbi Tanı Uzmanlığı Departmanı'nda hastalığı bulunamayan hastaları 3 kişilik ekibiyle birlikte iyileştirmektedir. Yine bazı vakalarda en yakın arkadaşı ve hastanenin onkoloji bölümü şefi doktor James Wilson ona yardım etmektedir. Ekibinde, Eric Foreman (Nörolog, Sinir Sistemi Uzmanı), Robert Chase (Kardiyoloji ve Yoğun Bakım Uzmanı) ve Allison Cameron (İmmünolog, Bağışıklık Sistemi Uzmanı) bulunmaktadır.
House başarılı bir doktor olmasına rağmen hastane kurallarını ve yasaları umursamaz tavrı sürekli onun başına işler açar. Bu yüzden bir çok hastane değiştirmiştir. Hastane yöneticisi Lisa Cuddy, House'ı işe almadan önce onun bu özelliğinden haberdardır. Lakin kendisinin House'u dengeleyebileceğini ve onu göz altında tutabileceğini düşünmektedir.
Film
1 Kadın 1 Erkek
Zeynep ve Ozan 4 yıldır birlikte yaşamaktadır. Zeynep sürekli evlilik hayalleri kuran, romantizm düşkünü bir kadındır. Ozan ise sürekli cinselliği düşleyen ve romantizmden nefret eden bu yüzden de evlenmeyip birlikte yaşamayı sürdürmeyi düşünen bir erkektir. Bu iki kişinin başından geçen olaylar, yaşadıkları maceralar konu bütünlüğünün sağlandığı skeçler olarak aktarılmaktadır.
Kadınlarla erkekler arasındaki ilişkilerin komik ve samimi bir üslupla anlatıldığı programda hayattan gündelik olaylar işlenmektedir. Zeynep ve Ozan çiftini merkez alarak insanların gündelik hayatı işlenen yapımda olaylar ev içinde, arabada, alışverişte, kayınvalidenin evinde, tatilde, spor merkezinde ve akla gelebilecek her yerde geçmekte; dünyadaki her çiftin yaşayabileceği komik durumları özgün, çok cesur ve doğal bir tarzla işlenmektedir. Karakterlerin birbirinden zıt duygusal dünyaları ve aralarındaki ufak tefek çekişmeler programın mizahi yönünü ortaya çıkarmaktadır.
Film
Alemin Kralı
Aslan Kıral, iptidai pet shop dükkanında solucan, sülük, tavşan ve benzeri şeyler satan, kendi halinde bir esnaftır. Bu yüzden, kibirli kaynanası Asalet’e senelerdir bir türlü yaranamamıştır. Bu yetmiyormuş gibi bir gün, kayınpederi Nejat son nefesinde, “Karım, kızlarım ve torunlarım sana emanet…” diyerek ölünce, Aslan, eşi ve 3 kızı ile beraber, insomniyak Asalet’in evine taşınmak zorunda kalır…
3 kız babası olmanın gerekleri ile bile zor baş eden Aslan, kendisini bir anda 6 kadının yaşadıkları bir evde iç güveysi olarak bulmuştur. Birçok sorumluluğu olmasının yanısıra, neredeyse hiç yetkisinin olmadığı bir evde, kayınpederine verdiği sözü tutmaya çalışmak hiç de kolay bir iş değildir. Bu durum, zaten köy kökenli ve muhafazakar birisi olan Aslan’ı iyice paranoyak ve kıskanç birisi haline getirmiştir. İşe her gittiğinde gözü arkada kalmakta, evde ne dolaplar döndüğünü öğrenmek için yanıp tutuşmaktadır…
Film
Uçurum
Herkes her gün işinde… Günlük rutin devam ediyor… Ancak bir uçurumun kenarında yürüdüğümüzü fark edemiyoruz… Ta ki, kaybettiklerimiz canımızı acıtana kadar… Hayallerimiz, sevdiklerimiz, geleceğimiz geliyor aklımıza uçurumun kenarında… Bir fil şeridi gibi geçiyor yanımızdan… Yardım edecek, uzanacak bir el arıyor kalbimiz… Uçurum, günlük yaşam koşturmacası sırasında fark etmediğimiz ancak korunaklı hayatımızın zırhı çıktığında gözler önüne serilen korkular, tehlikeler ve bunlar arasında yaşam mücadelesi veren masum insanlar… Evimiz, işimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, maaşımız, sigortamız, köpeğimiz, her gün tekrar ettiğimiz korunaklı hayatımız aslında bizi bu tehlikeden koruyamıyor… Hepimiz görmediğimiz bir uçurumun kenarında sürdürüyoruz hayatımızı. Bir yanlış yol, bir geç kalmış adım, bir talihsiz kaza ve hepimiz, en yukarıdaki, en mutlu, en güçlü olanımız bile, bir gün o uçurumdan aşağı düşebilir.
Film
Al Yazmalım
Asiye, sabah erken saatte her zamanki gibi yolu uzatarak bakkaldan eve dönerken, motorkros pistinde antrenman yapan bir motosikletli görür. İlyas, yakında kasabada düzenlenecek olan festival kapsamındaki yarışa hazırlanmaktadır. Bu İlyas ve Asiye’nin ilk karşılaşmasıdır. İlk görüşte birbirlerinden etkilenirler. Asiye görücü usulü ile evlenmek istemeyen, aşka inanan bir genç kızdır.İlyas’ınsa büyük umutları vardır.
Asiye ailesi ile beraber festival alanına geldiğinde tek düşüncesi, antrenman yaparken gördüğü yakışıklı genci yarışta izleyebilmektir. Ancak havalı ve gösterişli bir kadın olan Helin’i İlyas’ın yanında görünce onu sevgilisi sanar ve kıskanır.
Yarış başladığında Asiye, tesadüfen ordaymış gibi yapan eş adayı Metin ile tanıştırılır. Asiye kendine kurulan kumpası fark ettiğinde öfkeyle ailenin yanından kaçar. Ailesinden ve eş adayından kaçan Asiye yanlışlıkla parkura girince İlyas’ın kaza yapmasına ve yarıştan elenmesine sebep olur. Yarıştan sonra festival alanında karşılaşan İlyas ve Asiye kaza yüzünden tartışırken birbirlerine ilk görüşte aşık olduklarını itiraf edemez.
Asiye kaçar, İlyas kovalar… Ve bir süre sonra Asiye kaçmaz olur. İlyas onu motorun terkisine bindirir. İkisi de evini terk etmiştir. Ve rüzgar onları nereye götürürse gitmeye karar verir.
Film
Hayat Devam Ediyor
Çömlekçi İsmail zorla evlendirildiği karısı Kudret'ten dört, aşık olup Kudret'in üzerine kuma getirdiği Cennet'ten ise üç çocuğa sahiptir. İsmail, çömlekçilikten artık para kazanamamaktadır ve birkaç oğlu Siraç ve kızı Zeliha'nın desteğiyle İstanbul'a göç etmeye karar vermiştir.
Bu arada ailenin ortanca kızı güzeller güzeli Hayat, yörenin en eski ailelerinden birinin oğlu Kerem'le gizliden aşk yaşamaktadır. Gençlik heyecanı ve aşk ateşi ikisinin de hata yapmasına neden olur ve Kerem'le Hayat evlenmeden önce beraber olurlar. Aile bunu öğrenince şehrin en zengin, acımasız ve güçlü adamlarından 70 yaşındaki Abbas'ın 15 yaşındaki Hayat'ı istemesini fırsat bilip kızı Abbas'a verirler.
Bu olaylar nedeniyle aile, İstanbul'a neredeyse "kaçarak" gidip yerleşir. Ancak büyük şehir onlar için büyük bir tuzaktır. İbrahim ve eşlerinin İstanbul'a bir türlü uyum sağlayamamaları, İbrahim'in çocuklarından Şirin'in şöhret ve para tutkusu, Bekir'in karanlık yollara sapması, bir kolu sakat olan sessiz Malik'in şehirde giderek erozyona uğraması, Hayat'ın küçücük bedeninin ve ruhunun kabuk bağlamasıyla, etrafına ördüğü duvarların arkasında kalması ve acımasız ve sert bir karakter olup çıkması, büyük oğlan Siraç'ın imkansız aşkı, Zeliha'nın ailesi ve aşkı için direnişi gibi iç içe geçmiş durumlar hikayenin temel taşlarını oluşturuyor.
Film
Eve Düşen Yıldırım
Beklemediği bir anda babasının ölümüyle yıkılan Muazzez, İzmirde yapayalnız kalmıştır. Durumu haber alan amcası yıllardır görmediği ve konuşmadığı ağabeyinin kızı Muazzezi İstanbula yanına almak ister. Muazzez İstanbulda amcasının köşküne taşınır. Ancak amcasının iki oğlu Namık ve Sait, Muazzeze aşık olur. Üstelik Namık evlidir. Muazzez yeni ailesiyle tanıştığı andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Film
Awake
Quantum ölümsüzlüğünden yola çıkan yapım dedektif Michael Britten'ın (Jason Isaacs) karısı Hannah (Laura Allen) ve oğlu Rex'in (Dylan Minnette) de içinde olduğu bir kazadan sonra hastanede uyanmasıyla başlıyor. Ancak kazadan sonra Michael iki farklı gerçeklik arasında gidip gelmeye başlıyor. Birinde Hannah ölü ancak Rex hayatta. Diğerinde ise, tam tersi. Her ikisinden de vazgeçemeyen kahramanımız, iki dünya arasında seyahatlerine devam ediyor. Bu; iki farklı hayat sürmesi, iki farklı ortakla uğraşması demek. Michael üstüne üstlük iki gerçeklik arasında bazı bağlantılar fark edince, gizem iyice artıyor.
Film
The River
The River dizisi, bir vahşi yaşam ve televizyon kişiliği olan Emmet Cole’u konu almaktadır. Emmet dünyanın dört bir yanında karısı Tess ve oğlu Lincoln ile ileride en çok izlenen televizyon programlarından biri haline gelecek olan bu programı çekmeye başlarlar. Amazon’da araştırmaya çıktığı bir gün Emmet ortalıktan kaybolur ve bir daha geri dönmez onu merak eden ailesi, arkadaşları ve film ekibi onu bulabilmek için gizemli ve ölümcül bir yolculuğa çıkarlar.
Ünlü kâşif Dr. Emmet Cole (Bruce Greenwood) Amazon ormanlarının çok derinine, büyülü bir şey aramak üzere gitmiş ve bir daha hiç dönmemiştir. Kaybolmasıyla ilgili bu şok edici haber, aslında orada bir yerde keşfedilmeyi bekliyordur. Onun programını izleyerek büyümüş olan milyonlarca kişiye göre aslında o bir kahramandır. Oğlu Lincoln’e göre ise o bir gizem, anlaşılamaz biridir. Kaybolmasının ardından aradan 6 ay geçmiştir ve Lincoln’de artık geçmişi geride bırakmaya karar vermiştir işte tam da bu sırada Dr. Emmet Cole’un sinyal verici birden sessizliğe bürünür. Bunu bir işaret olarak sayan annesi kocasını bulabilmek için hemen bir arama-kurtarma ekibi oluşturur, Lincoln (Joe Anderson) ise düşünmeden bu ekibe katılır. Arama-kurtarma ekibinin ve gerekli ekipmanı karşılayabilmek için bu kurtarma görevi kayıt etmesi için kurnaz yapımcı Clark (Paul Blackthorne) ile anlaşılır. Kalabalık kurtarma ekibi eskiden tanıdıkları sevdikleri, akrabaları ve yeni tanıştıkları candan insanlardan oluşmaktadır hatta seksi ve becerikli Lena (Eloise Mumford) ve teknik sıkıntıları ustalıkla çözen Emilio (Daniel Zacapa) ve ölümcül güvenlik Kaptan Kurt Brynildson (Thomas Kretschmann).
Film
Mad Men
Kim olduğunuzun, ne istediğinizin ya da neyi sevdiğinizin hiçbir önemi yok. Her şey elinizdekini nasıl pazarladığınızla alakalı. İşte The Sopranos’un Emmy ödüllü yapımcı ve yazarı Matthew Weiner’den gerçeğin nasıl satılabileceğine dair kışkırtıcı bir dram. 1960’ların New York’unda geçen Mad Men, sizi herkesin bir şeyler sattığı ve hiçbir şeyin beklentiniz doğrultusunda gerçekleşmediği sürprizlerle dolu bir dünyaya, reklamcılığın güçlü ve görkemli “Altın Çağı”na götürüyor. Egonun hüküm sürdüğü bu dünyada esas oyuncular satış sanatındaki ustalıklarını sergilerken, bazen satışa çıkan kendi özel yaşantıları olacak. Mad Men’de olaylar reklam gurusu Don Draper etrafında dönüyor ama sektörde yerini korumak o kadar kolay değil.