İçerik
Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl Çıkışı Temelden Yanlış!
Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl çıkışı şimdi TV gündeminin birincil maddesi ancak konuya gelmeden dizi başlamadan birkaç gün öncesine götürmek istiyorum sizi.
İçerik
Muhteşem bir Yüzyıl’da yaşıyoruz gerçekten de!
Ben diyorum ya size dizilerle yatıyoruz dizilerle kalkıyoruz, her akşam hepimizin birer dizisi var diye. Günlerin adı bile değişti, her günün adı bir dizinin adı oldu. Yalan Dünya günü, Öyle Bir Geçer Zaman Ki günü, Muhteşem Yüzyıl Günü filan…
İçerik
Bir Milyon Mutluluk Nedeni Bulabilirsin!
Reklam işi pratik zeka ister. Satacağın malı öyle yöntemlerle pazarlamalısın ki, aslında reklamın esas amacı olan ‘hissettirmeden satış’ durumunu alıcı kesimin beynine kazımalısın.
İçerik
Ürün Yerleştirmenin Böylesi: Reklam Sloganı Dizide Replik Oldu!
Ürün yerleştirmenin farklı örneklerini her dizide izliyoruz. Bana en ilginç gelenlerden biri ise bu hafta Merhaba Hayat içinde izlediğim sahnede yer alıyordu. Coca Cola’nın yeni mutluluk temalı reklam filminin “1 milyon mutluluk nedeni bulabilirsin” sloganı Merhaba Hayat adlı dizi içinde ilk dakikalarda ekrana geldi.
İçerik
Yalnızca Senin İçin Okan Bayülgen
Aslında sohbet etmekten, konuşmaktan nefret eden, bunları yapmaktansa her bulduğu kanepede kıvrılıp uyumayı yeğleyen bir adam o. Sosyalleşmeyi ve insanları sevmediğini söyleyen ama tüm bunların aksine sohbet programı yapan Okan Bayülgen, ortağı olduğu televizyon kanalı on8 ile Ocak ayında ‘’Yalnızca Senin İçin’’ diyecek!
İçerik
Yollardan gidiyoruz: Yola Ayrımı, Tozlu Yollar. İşte yeni dönem dizilerimiz
Sıkıldık diyoruz, artık yeni diziler istemiyoruz diyoruz, hele hele dönem dizilerinden arkamıza bakmadan koşarak uzaklaşıyoruz diyoruz, yok olmuyor, anlatamıyoruz.
İçerik
Tuba Büyüküstün güzellemesinden ziyade güçlü bir drama olarak: 20 Dakika
20 Dakika bugünkü yazımın konusu olan dizi... Ocak ayında ekranda yarış iyice kızışacak... Dizi sektörünün en parlak iki kadın oyuncusu da yeni dizileri ile ekranda olacak, üstelik ikisi de iyi yapımlardan uyarlanan hikayelerle. Daha önceki yazılarında Revenge’e yani Beren Saat’in dizisine değinmiştim, bu kez sırada 20 Dakika adlı dizi var.
İçerik
O Ses Türkiye, ses yarışmasından ziyade şov programıdır!
O Ses Türkiye’nin misyonu iki sezondur tartışıldı, tartışılıyor... Yarışmayı beğenerek takip ettiğimi, sadık bir izleyicisi olduğunu söylemeli, Acun Ilıcalı’nın yapımcısı olduğu hiçbir diğer iş için aynı yorumu yapamayacağımı da parantez içinde belirteyim. Yani ben reality şov izlemekten zevk alan, yarışma ve realitynin iç içe geçtiği formatları takip eden bir yazar ve izleyici değilim ama O ses başka...
İçerik
Engin Günaydın’lı Monk uyarlaması: Kaçık Dahi
Son sezonlarda yerli uyarlamaların arttığı ekranlarımızda yapım çalışmaları süren yeni bir dizi de Monk... Başrollerini Engin Günaydın ve Algı Eke’nin paylaşacağı dizinin orijinali üzerinden kısa bir analizle beklentilerinizi yönlendirmek istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda izlediğim diziye daha önce birkaç yazımda değinmiştim hatırlarsınız. O zamanlar yerli uyarlamanın yapılacağından bihaberdim tabii. Öncelikle dizi hakkında genel bilgilerle başlayalım.
İçerik
Yeni bir uyarlama dizimiz daha oldu: 20 Dakika
Yeni diziler yayına girip birkaç bölüm sonra yayından kalkıyor, izleyiciye bu lüzumsuz ve sevimsiz durumdan gına geliyor, ama nedense yeni yapımlar televizyon ekranlarındaki yerlerini almaya devam ediyor. Biz bıktık, yapımcılar bıkmıyor.
İçerik
Uçurum dizisi reyting rekoru değil ama önyargıları kırdı
Uçurum dizisi birçok açıdan fark yaratan bir iş olarak ikinci sezonunda ekrana veda etti. Nasıl fark yarattı, neler anlattı gelin beraber bakalım...
İçerik
SİZCE DE ARTIK LALE DEVRİ’NİN SONU GELMEDİ Mİ?
Sonra uyarmadı demeyin, Lale Devri izleyicisinin sosyal medyada yer alan boykot çağrıları da gösteriyor ki Lale Devri izleyicisi isyan etmek üzere... Yer Gök Aşk ile içiçe geçen hikayesiyle gerçeklik dozunu iyice arttıran, çoğu dizide açık kalan boşlukları dolduran Lale Devri’nde aşk imkansızlaştıkça izleyici çılgına dönüyor.
İçerik
Alev Alev’in Greenbox’lı Avrupa Seyahati
Gelin bu Cuma yazısına haftanın en güldüren görüntülerinden başlayalım. Alev Alev dizisinin 27 Ekim’de yayınlanan bölümünde genç çift Murat ile Ümran’ın Avrupa seyahatini izledik. Bunun neresi komik demeyin, komik olan hikaye değil, anlatım şekliydi. Zira stüdyoda çekilen görüntülerde ikilinin manzaranın üzerine montajla oturtulduğu o kadar belliydi ki gülmemek elde değildi... Görüntüler dizinin oyuncularının konuk olduğu show programında ekrana getirildiğinde dizinin başrolü Berk Oktay’dan gelen yorum daha da ilginçti, haberi aynen aktarıyorum:
İçerik
Veda, Vedasını Erteliyor mu?
Daha diziler yayına girmeden, ne zaman ‘biteceklerini’ merak ederek izliyoruz yayınlanan tanıtım videolarını. Başlayıp üç veya dört bölüm sonra bitiveren, o üç, dört bölümün daha ikinci bölümünde ‘direnme’ emareleri göstererek devam eden dizilere bir yenisi daha eklendi; Veda.
İçerik
Reklamlarda neler oluyor?
İşten güçten sonraki zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren benim gibi birisi için, beyaz camdaki her şey ‘’seyredilmeli’’ ve ‘’yorum da yapılmalı’’ şeklinde devam ederken, bir de bu duruma ‘’artık bunları yazmak da gerek’’ eklenince, işin rengi de değişti tabii. Şimdi, gördüğüm her şey bana bambaşka sinyaller gönderiyor, izlediğim her şey kendisinde iyi veya kötü olanı söylememi bekliyor gibi.
İçerik
Huzur Sokağı’nda Kutsi neden ezan okudu?
Huzur Sokağı’nın 26 Ekim 2012’de yayınlanacak bölümünün fragmanında Kutsi’yi minarede ezan okurken görüyoruz.
İçerik
Önder Açıkbaş komik mi?
Komedi zor iştir. Komik olmak, karşındakini güldürmek, güldürebilmek, öyle herkesin, her ‘benim’’ diyenin harcı değildir. Bazısının tipi komiktir, böyle bakar, ağzını açar gülersin, bir hareket yapar yine gülersin. Bazısı da esprileriyle kırıp geçirir seni, her dediği ayrı güldürür. Kimi de kendini ‘komik’ sanır, abuk, belden aşağı şakalar yapar, hele bir de es kaza gülmüşsen, off ki of, yandın sen! En fenası da bu tiptir!
İçerik
Babalar ve Evlatlar, Son Yaz Balkanlar, Veda…Aynı Kaderi Paylaştılar
Televizyon, hepimizin hayatında önemli bir yere sahip. Neredeyse, vücudumuzdaki bir uzvumuz, herhangi bir organımızın uzantısı gibi. Yaşantımızın içinde ‘’olmazsa olmaz’’ bir yere sahip. Güne başlarken çoğumuzun ilk yaptığı şey, televizyonun ve bilgisayarın düğmesine dokunmak.