İçerik
MISS PEREGRINE'S HOME FOR PECULIAR CHILDREN - Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları
Tim Burton evreni(bütün karakterlerinin aslında ortak bir evrenin parçası olduğuna inanıyorum) öyle bir yer ki, her metrekaresinde tüyler ürperten korku öğeleri gizli. Normalde kaldıramayacağımız unsurlar Burton’ın elinde öyle çok da rahatsız etmeyen hatta empati kurup kabullenebileceğimiz şeylere dönüşebiliyor.
İçerik
SIBERIAN EDUCATION - Sibirya Mafyası
Siberian Education aslında her ne kadar şuç olaylarına ışık tutan bir film olsa da Kolyma ,Gagarin ve arkadaşlarının el ele verdiği bir grubun iniş ve çıkışlarla dolu dramatik yaşamlarını anlatıyor.
İçerik
Kalandar Soğuğu: Dört Mevsimli bir Karadeniz esintisi
“Kalandar Soğuğu” festivallerden aldığı övgüyü kesinlikle vizyonda da hak ediyor. Son zamanların gelmiş geçmiş en başarılı sinematografisine sahip.
İçerik
Train to Busan – Hızlı ve Zombili
Gerçekten zombi kıyamet filmleri diye tanımladığımız film furyasının içinde iyi bir yere sahip olacak kadar sıkı bir yapım var karşımızda.
İçerik
El Değmemiş Aşk – Aşkın komik bocalaması
“Siz hiç âşık oldunuz mu? Gözlerinin içine bakıp seni çok seviyorum dediniz mi? Peki ya siz hiç aldatıldınız mı?”
İçerik
LANDMINE GOES CLICK – Mayın ve İntikam
Levian Bakhia, film boyunca “I Spit on your Grave” havasını seyirciye koklatarak ilerlerken, en önemli kısmı finale saklıyor ve gerilimi açık alandan kapalı mekana taşıyarak “Funny Games” tarzında bitiriyor.
İçerik
THE LIGHT BETWEEN OCEANS – Hayat Işığım
Issız bir adaya iş için gönderilseniz neler yapabilirsiniz? Neye özlem duyarsınız? Düşünce sisteminiz nereye doğru ilerler? Aşkı bulursanız aşk bir noktaya kadar mıdır yoksa sonsuza kadar mı? The Light Between Oceans, sinemaseverlerin karşısına 1920’li yılların nostaljisine uygun başarılı kurgususuyla çıkıyor.
İçerik
BLOOD FATHER - Kan Bağı
Başta da belirttiğim gibi aslında oldukça standart bir film Blood Father. Mel Gibson olmasa ATV ya da Show TV'de gece yarısı gösterilmeye başlanan vasat aksiyon filmlerine oldukça yakın.
İçerik
NERVE – Oyun
Televizyon kanallarında sıklıkla gördüğümüz ve insanoğlunun bir türlü engel olamadığı röntgencilik yönünü hedef alan türlü türlü programların hala ne kadar izlendiğini göz önünde bulundurduğumuzda, açıkçası gerçekleşmesi mümkün bir senaryo. Filmin diğer bir olumlu tarafı ise türüne yakışır bir şekilde tempoyu hiç düşürmemesi.
İçerik
DON’T BREATHE -Nefesini Tut
Basit ve klişe gözüken bir hikâyeye sahip olan film, çıkış noktasından sizi alıp gerilimin doruğunda gezdirmeyi başarıyor. Senaryo, birbiri ardına eklemlenen akıl ürünü dönüş noktalarına sahip ve filmin tansiyonunun düşmesine izin vermiyor.
İçerik
MECHANIC RESURRECTION- Suikast
Mechanic: Resurrection, ilk sahnelerde; plajda, gökte ve herhangi güzel yerde çok can alıcı görünüyor. Filmi sinematografik açıdan bu hale getiren Alman görüntü yönetmeni Daniel Gottschalk, işini layıkıyla gerçekleştirmiş. Aslında filmin gidişatını ve senaryosunu aslında görüntü kurtarmış.
İçerik
STAR TREK: BEYOND- Sonsuzluk
Star Trek'in son üçlemesinin en karamsar filmi var karşımızda. Tanımlaması zor, ölümcül bir arı sürüsüne benzeyen düşman filosu uzayın derinliklerinde Atılgan'ı paramparça edip tüm mürettebatı birbirinden kopardığında, seyirci olarak, sıradan bir Star Trek izlemediğimizin farkına varıyoruz.
İçerik
CAFE SOCIETY - Sosyetenin İçinde Aşklar ve Karakteristik İnsanlar
“Hayat bir komedidir, sadist bir komedi yazarı tarafından yazılmış.”
İçerik
Bound to Vengeance - Vahşet Gecesi
Hâlihazırda hikâyedeki eksiklikler sebebiyle filme bağlanamayan izleyici, bir de bu sözde flashbacklerle iyice hikâyeden kopuyor. Bunun yanı sıra Eve’in kaçırılma sebebi ve kaçıran kişinin akıbeti konusunda gizem ve sürpriz son yaratılmaya çalışılmış ama senaryo bunu kaldırabilecek zekâya sahip değil.
İçerik
Ghostbusters (Hayalet Avcıları)
Kadın yıkım ekibi olan Hayalet Avcılarımız, hayaletleri bir bir yıkma çabasındayken birlikten büyük bir kuvvet doğabileceğini bizlere en iyi şekilde gösteriyorlar. Hem de cenaze arabası stilindeki bir çok nükleerin bulunduğu o süper araçlarıyla. Senaryonun gidişatı, bu anlamda başarıya sahip.
İçerik
The Shallows - Karanlık Sular
Köpek balığına karşı tek başına hayatta kalma mücadelesi veren bir kadını anlatan The Shallows, maalesef türe yeni bir şey katamıyor. Ama doğadan aldığı gücü iyi kullanıyor.
İçerik
The Neon Demon - Neon Şeytan
Yönetmen bu hikâyede izleyene düşünülecek, üzerine konuşulup tartışılacak bir şeyler veriyor. Derdi bizlere iyi zaman geçirtip sinemadan mutlu mesut göndermek hiç değil. Amaç daha çok bizi sarsıp rahatsız ederken, aynı zamanda estetik ihtiyacımızı karşılayan bir filmle unutulmazlığa bir adım daha yaklaşmak ki bence bunu da başarıyor.
İçerik
Before I Wake - Kabustan Gelen
Psikolojik-gerilim, korku ve fantastik türlerinin başarılı geçişlerle ilerlediği filmde, hem çocuklarını kaybetmiş bir ailenin, hem de yetim bir çocuğun yaşadığı travmaları aynı anda hissetmenizi sağlayacak dram türü de oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış.
İçerik
JASON BOURNE - Bourne geri mi dönüyor, yoksa pazarlama taktiğine kurban mı gidiyor?
The Bourne Legacy ile ortaya çıkan endişeler, Jason Bourne’da da kendini gösterdi. Evet serinin hayranları bir yandan Matt Damon’ın Bourne’u ile hasret giderecekleri için heyecan duydular fakat her devam filminde yaşanılan, ismin kullanım amacının yalnızca ekonomik kaygılar taşıması ihtimali de büyük bir soru işareti oluşturdu.
İçerik
WORRY DOLLS – Şeytanın Oyuncakları
“Gore” türüne göz kırparak başlayan film, jenerik sırasında oldukça sakin, dramatik bir yapıya dönüşüyor. Seri katil ve cinayetlerin oluşturduğu polisiye gelişmeler, antik bir inanışın oluşturduğu lanetle birleşip, yeni cinayetlerle gore türüne tekrar yönelerek sürüyor.