İçerik
A Monster Calls - Canavarın Çağrısı
Fantastik olarak başlayan hikayenin gerçeklerle kurduğu bağ oldukça sağlam olarak ortaya konulmuş. Dolayısıyla fantastik, animasyon ve dramın harmanı, hem çocuklar hem de büyükler için etkileyici bir masal ortaya çıkarmış.
İçerik
Ingrid Bergman in Her Own Words – Hüzünlü Yıldız Ingrid Bergman
Bergman’ın özel hayatı çerçevesinde sinema kariyerine de değinen belgesel, rol aldığı filmler ve birlikte çalıştığı isimlerle ilgili küçük detaylara da yer veriyor. Ama çok yönlü bir filmografiye sahip olan bir oyuncuya göre sinema tarihi açısından yetersiz bir belgesel olduğunu da söylemek gerekir.
İçerik
Doctor Strange - Doktor Strange
Daha önce genellikle gerilim ve korku türünde filmler çekmeyi tercih etmiş olan yönetmen Scott Derrickson, alternatif gerçeklerin ne olabileceği üzerine oturtulmuş bu hikayeyi sinemaya aktarırken muhteşem bir kaleydoskopik evren yansıtmayı başarmış beyazperdeye.
İçerik
Trolls - Troller
“Saçları renkli, hayatları renkli, duyguları renkli minik Trollerin tatlı hikayesi…”
İçerik
Ekşi Elmalar - Vizontele tadında sarsıcı bir film
“Ancak bugünü hayal edecek kadar aklı olanlar, yarının sahibi olamazlar !”
İçerik
The Accountant - Hesaplaşma
Aksiyon sahneleri oldukça başarılı, The Warrior ile bildiğimiz yönetmen Gavin O’Connor yönetmenlik/ sinematografi anlamında beklentileri boşa çıkarmıyor doğrusu.
İçerik
The Wailing - Kara Büyünün Güney Kore Hali
Hong-jin Na’nın korku türüne adım atmasının ses getiren bir giriş olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü The Wailing korku türünde şimdiye kadar üretilmiş neredeyse bütün ögeleri bünyesinde barındırıyor. Şeytan çıkarma, slasher, vampir, zombi ve hayalet bunlardan bir kaçı.
İçerik
İllet – Hortlatan Ateist Cin
İllet filminde Türk korku sinemasında Ölüler Konuşmaz ki (1970) filminden sonra ilk kez mezardan çıkan, halk deyimiyle hortlayan bir ceset bulunuyor. Cin musallatı nedeniyle ölüp gömüldükten 9 saat sonra hortlayan Aydın'ın, öldürdüğü kişiler tek tek cinlenerek diriliyor.
İçerik
Hell or High Water - İki Eli Kanda
Hell or High Water’ın tek kusuru; filmin biraz da tadını kaçıran, oldubittiye getirilmiş finali. Ama yine de hem kara komedi tonunu hem de western havasını izleyiciye geçirmeyi başardığı için film, gayet keyifli bir seyirlik olduğunu kanıtlıyor.
İçerik
The Age of Shadows - Kore’de Direniş
The Age of Shadows filmi, İngilizce anlamında olduğu gibi karanlık bir döneme yani “gölgeler çağı”na ışık tutuyor. 1910 yılında topraklarını işgal eden Japonlara karşı özgürlük mücadelesi veren Korelilerin nasıl korkutulup sindirilmeye çalışıldıklarına ve yapılan işkencelere değiniliyor.
İçerik
DESIERTO – Kedi-Fare oyunu çölde iyi gider
Desierto, her ne kadar vermek istediği mesajı anlatabilen bir film olsa da, senaryosunda eksiklerin olduğu bir gerçek. Amerikalının yabancı düşmanlığı üstüne hiçbir detaya yer verilmemesi ve karakterlerin fazla yüzeysel olarak kalması filmin en büyük eksilerinden.
İçerik
Câini (Dogs) - Kara Filmin Tekinsizliği
Câini, genel anlatı yapısında kara filmin tekinsizliğinden faydalanıyor. David Lynch’in Blue Velvet (Mavi Kadife, 1986) filmine nasıl kesik bir kulak ile başlıyorsak Câini’ye de kesik bir ayakla giriş yapılıyor ve böylece ilk dakikasında izleyiciyi yakalamayı başarıyor.
İçerik
Under The Shadow - Savaş mı daha korkunç, yoksa Cin mi ?
Amerikan tarzı doğaüstü musallat filmlerinde görülen oyuncak bebek gibi klişelerin İslami motiflerle harmanından ortaya çıkan görsellik, başarılı ve kaliteli bir korku filminin ortaya çıkmasını sağlamış. Filmdeki bazı sahneler gereksiz uzunlukta. Bununla beraber görsel efektlerin asgari seviyede tutulması sade ve güçlü bir yapı ortaya çıkarmış.
İçerik
I Am Not A Serial Killer - Ben Katil Değilim
Hâlihazırda bir ergenin davranışlarını yeterince analiz etmeden bir de üstüne yine araştırma gerektiren psikolojik bir olguyu - sosyopatlık- eklemek altından kalkması oldukça güç bir durum ve ne yazık ki yönetmen ve senaristler bu yükün altında ezilmiş.
İçerik
Inferno - Cehennem
Filmin çekim ve müzikleri oldukça başarılı olmakla birlikte, roman uyarlamalarında yaşanan sıkıntılar Inferno'nun da peşini bırakmıyor. Kitabı okumayan izleyiciler için tadından yenmez bir aksiyon sunarken, kitabı okumuş olanlar için yetersiz olabilecek aktarımlar bu filmde de kitapsever izleyicileri hüsrana uğratıyor.
İçerik
I, Daniel Blake - Sisteme Doğru Bir Eleştiri
“I, Daniel Blake” yüze vurulan bir tokat misali… eleştirisini tüm topluma, toplum üzerinden devlet sistemi merkezine doğru yapıyor. Altında yatan dramını da melodramik türden değil, hikayesi, senaryosu ve anlık sahnelerle gözler önüne seriyor.
İçerik
Komün - Birlikte Yaşam ve Dağılmış İlişkiler
“Komün” villadaki komün yaşamını, kişisel arzulara tutulmayı, hoşgörü ve sevginin gücünü en güzel haliyle hikayede, oyuncuların desteğiyle yansıtıyor. Fakat filmde bu kadar seks ve çırılçıplak sahnenin yer alması bu filmin temasına ne kadar uyumluluk gösteriyor, bilinmez.
İçerik
The Girl On The Train - Trendeki Kız
İlk bakışta oldukça dikkat çekici gözüken film, 3 farklı kadının bakış açısından anlatılan bölümlere ayrılmış. Yine de Megan ve Anna karakterleri daha çok gözlemlenen konumunda hissi uyandırıyor.
İçerik
Pete’s Dragon - Pete ve Ejderhası
Pete ve Ejderhası’nın hikayesine yeni tanık olanlar bu hikayeyi çok daha sevecekler eminim ki. Gelişim gösteren teknoloji, bir anlamda eski yapımların yenilenen versiyonlarına çok büyük anlamlar katıp hikaye gelişimini de etkileyebiliyor.
İçerik
ÇOK UZAK FAZLA YAKIN - Hayatta ve Aşkta Mesafelerin Önceliği
Bir insan bir insana çok uzak ama fazla yakın nasıl olur? Aşk bir birliktelik ama bir yandan da iki insanı bu kadar uzağa atabilir mi? En önemlisi bütün duyguların hâkimi olarak varsaydığımız aşk galip gelebilir mi? “Çok Uzak Fazla Yakın” a çok uzak değiliz, hikâyesiyle baya yakınız…