İçerik
It's Only the End of the World / Alt Tarafı Dünyanın Sonu
Acı, kırgınlık, sevinç, öfke, sevgi gibi duyguların inişli çıkışlı olarak değişken olduğu filmde, Louis'in 12 yıl önce çekip gitmesiyle ailede oluşan dönüşümler, kaybedişler, yaşanan acılar ve bütün bunların yanında duyulan özlem ile sevginin ailenin diğer üyelerinden ani çıkışlarla Louis'e yönelmesi gerilimin artmasını sağlıyor.
İçerik
Hayal kırıklığının asil rengi; İstanbul Kırmızısı!
Neresinden bakarsanız bakın Özpetek'in filmografisinin en kötü işi İstanbul Kırmızısı. Kibir ve ego içinde yaşayan ve inorganik dertler arayan bir aristokrat aile ile ne istediğini bilmeyi beceremeyen orta üst sınıf aile dostlarının ortak bir gizemli polisiye olaylar örgüsü içine çekildiği bunalımlı bir öykü.
İçerik
Maudite Poutine (Shambles) / Darmaduman
Maudite Poutine, bir suç filmi gibi başlayıp drama doğru evrilen bir yapım. Sahip olduklarının farkına varmayıp elindekilerini de yitiren, bir kaybedenler hikayesi.
İçerik
Destruction Babies / Yıkım Bebekleri
Destruction Babies’in sadece şiddet teması içermelerinden ötürü Fight Club (Dövüş Kulübü, 1999) ve A Clockwork Orange (Otomatik Portakal, 1971) gibi kült olmuş yapımlar ile karşılaştırılmasının anlamsız olduğunu belirtmek lazım. Çünkü iyi bir fikirle ortaya çıkıp istediğini tam olarak aktaramamış bir yapımla karşı karşıyayız.
İçerik
Hidden Figures / Gizli Sayılar
Aralarında kusursuz bir kimya olduğuna inandığımız üç kadın sayesinde analitik geometriden, uzay mühendisliğine kadar matematiksel her türlü bilgi filme güzelce enjekte edilmiş. A Beautiful Mind (Akıl Oyunları, 2001) filmindeki John Nash’in dâhiliğine yakın duran ve kendine hayranlık bıraktıran zeka gösterisi, Hidden Figures’de de yer alıyor. Filmin dramatik yapısı da çok güçlü.
İçerik
Buster's Mal Heart / Buster'ın Hasta Kalbi
Buster's Mal Heart filminde, bağımsız yapımlara yakışan küçük güzel fikirler ve planlar var. Bu da yapımın çıtasını yükseltiyor ve daha akılda kalıcı bir film ortaya çıkmasını sağlıyor.
İçerik
Enkaz / Sesimizi Duyan Var Mı?
Enkaz altında kalan Nisa'yla birlikte dar alanda sıkışmanın gerilimini yaşatan film, diğer yandan enkazdan kurtulmasına rağmen travmaları devam etmekte olan Barış'la doğada huzur ve sükuneti hissettiriyor.
İçerik
Swiss Army Man / İlk osuruk güldürür, sonuncusu ağlatır!
Karşımızda ilginç olduğu kadar derin, felsefi ve sosyolojik bir film var. Seyirciye bir yandan yaşamın güzelliklerini, hatıraları ve sevinci ballandırarak anlatırken bir yandan da ölümün karanlık, soğuk ve geri dönülmezliğini sezdiriyor.
İçerik
Live by Night / Gecenin Kanunu
Affleck’in canlandırdığı Joe Coughlin karakteri anti kahraman olmasına rağmen maalesef “anti” kısmının içi tam olarak doldurulamıyor ve karman çorman bir karakter izliyoruz. Açıkçası yan karakterler bile daha iyi anti kahraman olmayı başarıyor.
İçerik
Lion / Evinden çok uzakta
Lion, kaybolan bir çocuğun aile üzerinde yarattığı etkiyi, yıllar boyu bekleyişi ve belirsizliği aile bireyleri gözünden değil, küçük çocuk tarafından anlatıyor.
İçerik
Toni Erdmann / Çılgın, dokunaklı, zeki, komik
Temelde bir baba kız ilişkisini ele alan bu trajikomik film, bir yandan kurumsal hayatın insanları nasıl da robotlaştırdığını bu denli yakın bir perspektiften anlatabilmesi adına çok değerli bir yapım. Uzun bir film ve diyaloglar çok bol fakat bir o kadar da zengin ve tatmin edici.
İçerik
xXx: Return of Xander Cage / Yeni Nesil Ajan: Xander Cage'in Dönüşü
xXx: Return of Xander Cage (Yeni Nesil Ajan: Xander Cage'in Dönüşü), gerçeklikten çok uzakta gezinen, yerçekimine meydan okuyan mantık dışı extreme sahnelerle donatılmış ve aksiyonun dozunu fazla kaçırmış bir film.
İçerik
Queen of Katwe / Uzak bir coğrafyadan başarı öyküsü
Yönetmen Mira Nair, içinde bulunduğu kötü koşullardan ötürü hiç kimsenin öğrenme hakkından mahrum kalmamasını ileri süren fazlaca detayı filme güzelce yerleştirmiş. Ayrıca 20 yıldan fazla Uganda’da yaşayan Nair, buradaki fahişelik, yoksulluk gibi ögeleri sıkça göstermeyi tercih etmiyor ve seyircinin ana karaktere acımasını değil o karakterle gurur duyulması için elinden geleni yapıyor.
İçerik
Trumbo / Hollywood’un Karanlık Dünyası
Bruce Cook’un aynı isimli biyografik kitabından uyarlanan film, sert ve acımasız bir dönemi işliyor. Ne kadar gerçek olaylardan yola çıksa da kurmacanın da işin içine dahil olduğunu belirtmek gerekir. Mesela Komedyen Louis C.K.’nin canlandırdığı senarist Arlen Hird, aslında bazı gerçek kişilerin birleşiminden oluşturulmuş hayali bir karakter
İçerik
"Snowden" / Sam Amca Bizi İzliyor
Snowden, gerçek bir olayı anlatmaktan çok kişi odaklı ilerleyerek izleyicinin ana kahramanla özdeşleşmesini sağlamaya çalışıyor. Ama asıl mesele olan “bizi izleyen Sam Amca” konusunda çok etkileyici olmayı başaramıyor. Ayrıca başkanlığı bitmek üzere olan Obama’nın, düşündüğümüz kadar güvenilir, demokratik ve özgürlükçü olmadığını söyleyebilmek pek de cesaret istemez herhalde.
İçerik
"Anthropoid" / Savaşın “insanımsı” bir tarafı yoktur
Yaşanmış olayları sinemaya uyarlama bir yerde tarihi sorumluluğu olan bir işe dönüşebiliyor. Sean Ellis bu sorumluluğun bilincinde görünüyor. Fakat yine de hikâyesini fazla suya sabuna dokunmadan anlatmayı tercih ediyor.
İçerik
"Snowden" / United States of Roughneck!
Film boyunca ABD'nin kirli çamaşırlarının ortaya dökülüşünü izlerken bir yandan da medyanın sahte yüzünü, fırsatçılığını da tanıklıklarımız arasına ekliyoruz. Ama asıl mevzu Obama'nın coşkuyla başkanlığa gelişinin ardından yıllar içinde nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünün mesajını da alttan alta yiyoruz Oliver Stone'un bakış açısıyla.
İçerik
The Umbrellas of Cherbourg / Cherbourg Şemsiyeleri
1960’lı yıllar dünyanın kabuk değiştirmeye başladığı sert yıllar olarak bilinir. Süre gelen soğuk savaş, buna ek olarak devam eden Vietnam Savaşı, J.F. Kennedy ve Martin Luther King suikastleri tüm dünyayı etkileyen öğrenci hareketleri, Cezayir savaşı, özgür cinsellik ve siyahi hakları protestoları akla gelen ilk olaylar. İşte The Umbrellas of Cherbourg’da bu olayların arifesinde ya da sonrasında ortaya çıkan bir yapım.
İçerik
"Incarnate" - Şeytanın Oğlu
Film, çok güzel bir konuyu anlatmak istemesine rağmen, ne yazık ki genelinde tek mekanda sıkışıp kalmasından ve karakterlerin vasatlığından dolayı yarı pişmiş bir şekilde duruyor. Inception ve Exorcist gibi iki büyük yapımın temellerini sırtında taşıyan Incarnate (Şeytanın Oğlu), Brad Peyton’ın elinde maalesef yarım yamalak kalmış.