İçerik
İki Kayıp Şairin Yaşam Yolculuğu: Kelebeğin Rüyası
Zonguldak'ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar.
İçerik
2012’DE TÜRKİYE SİNEMASI’NIN KARNESİ KIRIKLARLA DOLU!
Bu sabah bir haber okudum, neşem yerine geldi. Malum, yıl bitiyor herkes 2012’ye adisyon çıkarmakla meşgul, hatta bu yıl biraz abarttık mı ne?
İçerik
Düşünüyorsan Yalnız Öl!
F Tipi Film, Grup Yorum’un tasarlayıp geliştirdiği ve koordine ettiği bu proje içinde Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay, Grup Yorum (FOSEM) olmak üzere 9 yönetmen yer aldığı, her biri 10 dakikalık kısa filmlerden oluşan bir kolaj. F Tipi hücrelerde kalan mahkumların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı, avludan avluya atılan mektup taşıyıcıları (filmde bunlara top deniyor) hikayeler arasındaki bağlantıyı kuruyor.
İçerik
Bay Alkolü Takdimimdir; Denzel Washington!
Haftanın filmi hiç şüphesiz Flight/Uçuş… Robert Zemeckis gibi bir ustanın yönetmen koltuğunda oturduğu film, Denzel Washington’un mutlaka Oscar adaylığına yürüyeceği bir performansla yükseliyor.
İçerik
AMERİKALILAR SAHTE FİLMLE ADAM KAÇIRIYOR… ARGO FUCK YOURSELF!
Oyuncudan yönetmen olur mu? Olur elbette… Karşımızda Rushmore dağı misali örnekler var; Clint Eastwood, Robert Redford, Mel Gibson… Şimdi de Ben Affleck!
İçerik
Kristal Kayısı Uluslararası seçkisiyle öne çıkıyor!
Malatya Film Festivali, sinema düşkünleri için tam bir keşif alanı... Sinema yazarımız Murat Tolga Şen Malatya'dan yazıyor.
İçerik
Bond Batman’a Dönüşürse…
Dikkat: Okuyacağınız kritik bazı sürpriz bozanlar (spoiler) içerir. Bundan hoşlanmayan okurlarımızın önce filmi izlemesini tavsiye ederim.
İçerik
Vajina terapisinden vibratöre giden yol!
Kostümlü dramalardan (şimdilerde buna 'tarihi film' diyoruz) pek hoşlanan biri değilim. Hele de bu türden bir komedi yapma fikrini iyice modası geçmiş, gereksiz bir çaba olarak görüyorum. Bu filmi izledikten sonra 'önyargı çok fena bir şeydir' demeyi isterdim ancak gösterilen tüm çabaya rağmen hala aynı fikirdeyim.
İçerik
Yollar, Festivaller, Filmler...
Bu ülkede kaç film festivali var? Çok… Ama gerçekten kaç tane diye sorarsanız cevap kısacık bir sayı: üç… İstanbul Film Festivali, Adana Altın Koza, Antalya Altın Portakal… Eğer heves sönmez de yaşamaya devam ederse belki Malatya…
İçerik
Düğünde İnsan, Gerdekte Zombi!
George A. Romero’nun sinemaya hediye ettiği “zombi” teması 70’ler ve 80’ler politik B filmlerinin ana tabanını oluşturdu ama uzun bir süre kimsenin el sürmediği bir külte dönüştü.
İçerik
Siz yaşasanız ne olur, ölseniz kim üzülür?
Matilda (neden bütün felaketler bir kadın ismine sahiptir)? adında dev bir astreoid hızla dünyaya yaklaşmaktadır ve çarptığında dinazorların soyunu tükettiğini varsaydığımız felaketin bir benzeri insanlık için gerçekleşecektir. Onlar dünyada 65 milyon yıl cirit attılar, biz hepi topu 2 milyon yıldır buradayız ama meteor bu işte, adres sormuyor!
İçerik
Ne Gelirim, Ne de Görürüm!
Sagopa Kajmer’in güzel bir şarkısı var, adı “Ben Hüsrana Komşuyum” orada şöyle bir söz geçiyor “Çok bildimlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın, yok derdimlik yaparsan dert görünce saparsın.” İşte “Şimdi Gel de Gör Beni”nin Lola’sı tam da bu dertten muzdarip!
İçerik
Mirastan Men Edilecek Kadar Kötü!
80’ler aksiyon sineması açıkta bırakılmış bir elma şekeri gibi... Aradan geçen 30 yıldan sonra bile üşüşen sinek çok oluyor. Bu hafta izleyeceğimiz tamamen gişe kaygısıyla yapılmış Bourne’un Mirası da işte böyle bir film!
İçerik
Hayat Sürprizlerle Doludur!
Sevdiğim filmlerden biridir; Alice Artık Burada Oturmuyor / Alice Doesn’t Live Here Anymore… Dul kaldıktan sonra oğlu ile yeni ve zorlu bir yaşama doğru yola çıkan bir kadının zorlu yaşam mücadelesini anlatan neredeyse yarı belgesel, güçlü bir yapımdır.
İçerik
Oğul Miyazaki’den Çıraklık Dönemi İçin Yeterli bir Anime…
Sinema dünyasında bazı isimler kocaman bir dağın tepesinde, bir tür dokunulmazlık pelerinini kuşanmış olarak parıldarlar. Sinema adına verdikleriyle geldikleri noktada başka türlüsü de mümkün değildir. Anime dediğimiz Japon çizgi filmlerinin en büyük ustası Hayao Miyazaki’ de böyle bir isim…
İçerik
Bu gitmeler gitmek değil…
Filmimizin kahramanı Jill genç ve sarışın ortalama bir Amerikalı… Yani çok zeki değil ama azimli… Kız kardeşi bir anda ortadan kaybolan Jill, kendisini de iki sene önce kaçıran seri katilin geri döndüğünü anlar. Fakat bu tür filmlerde hep olduğu üzere polisi buna ikna edemez. Kendi kaçışından sonra polis dosyayı Jill’in bir akıl hastası olduğuna ve her şeyi uydurduğuna kanaat getirerek kapatmıştır ve onlara göre yine aynı şeyi yapıyordur. Amerika’da yalnızlıktan çıldırıp sırf ilgi çekmek için 911 hatlarına dadananları düşününce akla yatkın geliyor bu…
İçerik
Bizi ancak sen Kurtarabilirsin!
Son 30 yılda denizlerdeki balık nüfusunun %30 aşırı avlanma sebebiyle tükendi. Böyle giderse 40 yıl sonra balık dediğimiz şeyi kitaplardan/tabletlerden göreceğiz!
İçerik
Yeniden zıplıyoruz: Her belaya derman, Spider-Man…
Sam Raimi’nin giderek kan kaybeden Örümcek üçlemesinden sonra Peter Parker ve maskeli kişiliği Spider-Man bir kez daha gişede şansını deniyor. Aslına bakarsanız ben Raimi’nin çektiği Örümcek Adam filmlerinden pek hazzetmem.
İçerik
Daha iyi yaşamak ümidi duvara tosladığında…
Daha ilk dakikalarında şef olma hayaliyle iş arayan aşçı Yann ve terslendiği bir restoranda çalışan Lübnan asıllı Nadia’nın tanışmasına, hemen ardından da sevişmelerine tanık oluyoruz. Olaylar hızlı gelişiyor. Nadia’nın eski evliliğinden Süleyman adında dünya tatlısı bir de oğlu vardır. Yann ve Süleyman’ın arasında arkadaş/ebeveyn karışımı bir ilişki hızlıca kurulur. Harika bir çekirdek aile olmak için her şey tamamdır. Bir de göl kenarındaki o restoranı açıp kendi işlerine sahip olabilirlerse…
İçerik
Sıkıntıdan Öldüren Hayaletler!
Ti West’i severim. 80’ler slasherlarına, saygı duruşu olmaktan da öte bir anlam ve özlem yüklenmiş The House of the Devil / Şeytanın Evi ile beğenimi kazanıp takip listeme girmişti. O yüzden bu hafta gösterime girecek olmasını fırsat bildim ve “seni seçtim Pikaçu” deyip yönetmenin son filmi olan The Innkepers’ı yazmak istedim. İstemez olaydım!